Cheb Khaled, Rachid Taha, Faudel ve Abdel Kader'in hikayesi
Reklam
Nizametin GÜMÜŞ

Nizametin GÜMÜŞ

Cheb Khaled, Rachid Taha, Faudel ve Abdel Kader'in hikayesi

27 Mayıs 2020 - 19:46

Fransa'da hit olmuş, listeleri altüst etmiş bir şarkıdan yolu İstanbul'a düşmüş Cezayirli bir komutana dahi kahramana uzanmak ister misiniz? 

Öyleyse başlayalım.

Tarih 26 Eylül 1998. Cezayir asıllı Fransız sanatçılar Cheb Khaled, Rachid Taha ve Faudel’in 1, 2, 3 Soliels adı altında verdikleri Paris konserinde seslendirdikleri bir şarkı Türkiye dahil birçok ülkeyi etkisine aldı.

O şarkı Abdel Kader idi.

Şarkının olduğu albüm satış rekorları kırarken, içinde bir tane dahi Fransızca kelime olmamasına rağmen Abdel Kader adlı parça Fransız müzik listelerde ilk sırayı zorluyordu.

Peki içerisinde hem isyan hem ağıt barındıran, bu şarkı bize ne anlatıyordu?

“Abdülkadir benim ustam, benim rehberim!” 

Listelerde favori olan şarkı Cezayir'in millî kahramanlarından olan Emir Abdülkadir el-Cezayirî'yi anlatan bir marştı.

Emir Abdülkadir el-Cezayirî kimdir?

Emir Abdülkadir Cezayirî, ülkesini işgale yeltenen Fransız lejyoner güçlerini hiç umulmayan bir taktikle perişan eden komutandır. Fransızlarla yapılan savaş sonunda 1834’te Desmichels Antlaşması imzalanır. Emir Abdülkadir’in anlaşmada kullandığı unvan dikkat çekicidir: Müminlerin Komutanı!

Yetkisinde bulunan toprakları birleştirme kararı alan Emir, 1847 senesine kadar devam edecek müstakil devletin idareciliğini yapar. Ancak bu tarihten sonra onun dünya sürgünü başlar. Zira 1847’den itibaren Cezayirliler, gruplar halinde vatanlarını terk etmeye başlarlar.

Osmanlı devletinin gayretleriyle Cezayirli muhacirlerin çoğu Suriye topraklarına yerleştirilir. Fransız güçlerine teslim olmak zorunda kalan Emir Abdülkadir ise artık şöhret sahibi, tanınmış bir esirdir.

Emir Abdülkadir, Fransa hapishanelerinde iyi muamele görür. Hatta ülkenin dört bir tarafından ziyaretçiler dahi gelir bu gizemli çehreyi görebilmek için.

Emir Abdülkadir, Osmanlı ülkesine gitmek istediğini iletir resmî makamlara; ancak esir statüsünde olduğu için böyle bir ziyaretin mümkün olamayacağı söylenir kendisine. Bu cevaba oldukça üzülen komutan, kendini kitap telifine ve ilmî çalışmalara verir.

Emir’in Fransa’daki tutuklu hali devam ederken; ülke tahtına III. Napolyon geçer. İmparator, kendisinin bir daha Cezayir'e dönmemesi şartıyla İslam ülkelerinden birine gidebileceğini belirtir; üstelik bu onurlu savaşçıdan özür de diler.

İmparator ayrıca Emir'e ve adamlarına 20 bin frank verir. Emir’e bir de özel işlemeli altın bir kılıç hediye eder. Ailesine ve ona yıllık 5 bin lira maaş tahsis edilir. İmparator’un daveti üzerine 27 Ekim 1852’de Paris’e giden Emir’i büyük bir kalabalık karşılar.

Emir Abdülkadir ve beraberindekiler, Ekim 1852’de serbest bırakıldıktan sonra, askerî bir gemiyle İstanbul’a gelir. Osmanlı donanması kendisini top atışıyla karşılar.

Emir Abdülkadir, İstanbul'a ayak bastığında, ilk olarak Tophane Cami’ne gider. Burada kendisini Hazret-i Peygamber’in mescidindeymiş gibi hissettiğini söyler.

Emir Abdülkadir ve yanındakiler, Abdülmecid Han’ın emriyle Çırağan Sarayı’nda misafir edilir. Emir, Osmanlı erkanına Cezayir direnişini de anlatır.

17 Ocak 1853 tarihinde Bursa'ya geçer. Burada Araplar Cami’nde düzenli olarak İslam felsefesi ve fıkıh dersleri verir. Molla Fenarî’nin İsagoci şerhi, söz konusu kitapların başındadır. 1855’teki depremden sonra Şam’da ikamet etmesine müsaade edilir. 1847’de Şam'da vefat eder.